Siyasette yumuşama mı yoksa normalleşme mi?

NEYİ tercih ederseniz edin.

Haberin Devamı

 

İster yumuşama deyin, ister normalleşme...

Size de iyi gelmiyor mu?

Uzun yıllar kutuplaşmalar, karşıtlıklar üzerine siyaset yapılınca toplum da gerginleşmedi mi?

En küçük sorunu bile konuşamaz hale gelmedik mi?

O yüzden hangi kavramı tercih ediyorsanız edin kabulümdür.

Ama ben hayatım boyunca ve her konuda makul olanı tercih etmişimdir.

Aşırılıkların, fazlalıkların bazen yönetilemez olduğunu biliyorum.

Hele siyasette...

O yüzden her şeyin yerli yerinde olduğu, ilişkilerin, görüşlerin, günlük akışın ve gelecek planlarının makul olanda buluştuğu ayrıntıları tercih ediyorum.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Cumhurbaşkanı Erdoğan ile buluşmasını da, ardından da MHP lideri Devlet Bahçeli’yle bir araya gelmelerini de siyasetin makul bir zemine oturması açısından değerli buluyorum.

Haberin Devamı

Ve bütün liderlerin bundan sonra atacakları adımları destekliyorum.

Dilerim zirvedeki bu makulü arama zemini, yerelde de devam eder.

 

 

Taraftar olun

fanatik olmayın

 

OĞLUM Atlas bir spor sever, daha çok da futbolsever…  Aileden Karşıyakalı…  Aynı zamanda bir Fenerbahçe taraftarı... Önce Karşıyakalı dememin nedeni şu... Karşıyaka ile Fenerbahçe karşılaşsa Karşıyaka’yı tutar. O da benim gibi... Bütün aile gibi... Ama babamın şu sözünü hiçbir zaman unutmadım.

“Taraftar olun fanatik olmayın...”

Atlas’a da bunu söylüyorum.

Bazen anlıyor, çoğu zaman da duyguları ağır basıyor.

12 yaşında ve “Taraftar ol fanatik olma” nın ne demek olduğunu anlayacaktır.

Ama son yıllarda siyasette gördüğümüz kutuplaşmanın ve bundan nemalanan grupların önce bu heveslerinin kırılması gerekir.

Siyasetteki normalleşme sürece futbolda olur mu, ne zaman olur bilemiyorum.

Ancak olması gerektiğini düşünüyorum.

Atlas yaşında çocuklar bile bu gerginliği yaşamak zorunda kalıyor.

Çünkü kazanmak kadar yenilmenin, şampiyon olmak kadar mücadele etmenin ne kadar değerli olduğunu da anlatmamız gerekiyor.

Evet...

Haberin Devamı

Bunu önce aile içinde, sonra okullarda ve tribünlerde, sokaklarda yapmalıyız.

Bir araya gelmenin, bir camiaya ait olmanın, gönül verilen renklere destek olmanın şampiyonluk kadar, hatta bana göre şampiyonluktan daha değerli olduğunu söylememiz gerekir.

Özetle...

Taraftar olmak güzel ve keyifli, fanatik olmak zor ve stresli bir süreçtir.

 

 

KORAY BİLİCİ’DEN

Çeşitlilik, kapsayıcılık

ve sosyal sorumluluk

 

KORAY Bilici güzel bir şey yaptı.

Türkiye’yi yöneten, yön veren, rol model olan yöneticilerini, liderlerini, fikir önderlerini buluşturdu.

“Türkiye’nin Liderleri Koray Bilici’ye Anlatıyor” poadcastlerini de sonradan bir kitap halinde topladı.

“Geleceğe ışık tutan liderler” kitabı da bir hayli ilgi gördü.

Haberin Devamı

60 liderin yer aldığı poadcastler serisi devam ediyor; eminim yakında ikinci kitap da gelecek.

Koray Bilici yeni nesil dönüşüm ve iletişim lideri olarak farklı sektörlerde tecrübeleri olan biri...

Girdiği bu yeni yolda birçok gence de ilham oluyor.

Siyasette yumuşama mı yoksa normalleşme mi

Yeni nesil liderler, üniversite öğrencileri ve mesleğinin başında kariyerini planlamak isteyen gençlerimiz için bu öyküler yol gösterici olacaktır.

Koray Bilici; “İş dünyasının önde gelen liderleri, kariyerleri boyunca attıkları adımları, verdikleri kararları, şirketlerine kattıkları değerleri ve geleceğe yönelik planlarını anlatıyoruz. Dijital Darwinizm’in gereği olarak şirketler inanılmaz hızlı bir dönüşüm sürecine girdi. Bu dönüşümün kararlı ve enerjik bir biçimde organizasyonların içine işlemesi gerekiyor. Bunun yolu ise yaratıcılık ve pazar verilerinin doğru şekilde okunmasıyla oluşturulacak güçlü müşteri ve sonuç odaklı yaklaşımlar ve yeni nesil dönüşüm - iletişim liderleri ile yapılan işbirliklerinden geçiyor” diyor.

Haberin Devamı

Konuşmaların büyük bir kısmını dinledim.

Çeşitlilik, kapsayıcılık, sosyal sorumluluk, eşitlik kavramları üzerine çok duruluyor.

Hepsi de benim sevdiğim kavramlar...

Dinlemenizi tavsiye ederim.

 

 

Katma değerli

ihracat yapmalıyız

 

YABANCI banka raporlarını dikkatlice okuyorum. Türk lirasında hızlı bir değer kaybı beklemiyorlar, aksine doğru ekonomik programların devam etmesi halinde değer de kazanabileceğini söylüyorlar. İçeride, yani ekonomi çevrelerinde ise tam tersi bir beklenti var. Türkiye’nin katma değerli ihracata ihtiyacı var. Kendi markalarını yaratan ve dünyaya yayan bir ekonomiye sahip olmalıyız. Aksi halde bu istekler, beklentiler yıllar geçse de devam edecek.

Yazarın Tüm Yazıları